Prof .Dr Nadir Yayla’nın 24 Aralık 2009 Tarihinde Hürriyet Web Sitesinde yayınlanan İSTANBUL TRAFİĞİNE BASİT VE MALİYETSİZ ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ve ANALİZLERİ :
SADECE OTOPARKLARA İZİN VERİLMELİ
Yola park etme 1980 öncesinde bankalarda sık sık soygun oluyor diye banka önlerinde yola demir konulur park ettirilmezdi. Parka müsait başka yollaraysa kimse bir şey demezdi. Şimdi İstanbul’da manavdan nalbura herkes kamu malı sokağı, caddeyi, anayolu işgal ediyor. Devlet bu işgali durduramıyor. Herkesin sahibi olduğu yolu sahipleniyorlar. Bir şerit öyle gidiyor. Orada işleri olanlar da ikinci şeride bırakıyorlar araçlarını. Araçların gitmesi için kullanılması gereken yol kalırsa trafik akmaya çalışıyor. Polis, zabıta 1 hafta kaldırtsa trafiğin ne kadar rahatlayacağı görülür ama yanaşmıyorlar. Devlet gasp edilen yolunu kurtaramadı. Yol kenarına park kısa süreli yapılır. Araç sahibini işini yapıp gitmesi içindir. Yurtdışında yarım saati 5 dolarsa 5 bin dolar dahi versen yarım saatten fazla kalamazsın. Bunda amaç orayı mümkün olduğunca çok kişiye kullandırabilmektir. Ama bizde maalesef sabahtan akşama kadar bir kişi park ediyor. Gün içinde aynı yeri kullanabilecek onlarca sürücü yer bulamıyor. Uzun süreli kalınacaksa yol kenarına değil otoparka konulmalı. Servis araçları da personelleri zirve saatlerinde alıyorlar. Zaten yoğun olan trafikte yol kenarında durup trafiği daha da sıkıştırıyorlar. Maslak, Barbaros Bulvarı gibi yerlerde o yola en ihtiyaç duyulan sırada yol kullanılamıyor. Bu kesinlikle önlenmeli.

MİNİBÜSLERE DURAK DIŞI DURMAK YASAKLANMALI
Minibüsler yol boyunca durdukça arkalarında trafik yoğunluğu yaşatıyorlar. Her yerden müşteri aldıklarından müşteriler de alışmışlar her yerde inmek istiyorlar. Araç 100 metrede bir duruyor. Sistem hatalarından toplu değil bireysel taşımacılık oluyor. Özel halk otobüsleri de denetim olmadığından birbirleriyle yarış halindeler Onları gören İETT şoförleri de artık durağa dahi yanaşmaz hale geldi.
TAKSİLER ŞİRKETLERE BAĞLANMALI
Minibüs-Taksi-Otobüs Minibüs ve taksiler boş dolaşarak trafiği gereksiz yere sıkıştırıyorlar. Metro istasyonu gibi yerlerde yolda yolcu bekleyerek trafiğin akışını zorlaştırıyorlar. Mevcut sistem sorunlu. Şoförler belli miktarı araç sahiplerine ödemeleri gerekiyor. Geriye para kalırsa kazanıyorlar. Bu durumda da birbirleriyle sürekli yarış halinde oluyorlar. Ne kadar yolcu kaparsa, ne kadar hız yaparsa, ne kadar aralara dalıp çıkarsa, ne kadar haddinden fazla yolcu alırsa ya da bazen yolcuyu ne kadar çok bekletirse o kadar çok kazanabiliyorlar. Yurtdışında olduğu gibi şirketleşmeliler. Kazançlar belli olmalı. Birbirlerinin rakip olarak görüp herkesin güvenliğini tehlikeye düşürmemeli. Şoförlük işsiz güçsüz olanların ilk aklına gelen iş olmamalı. İstanbul’da sabah ve akşam saatlerinde taksi bulamazsınız ama gün içinde bunların yüzde 40’ı boş dolaşıyor. Halbuki ceplerde bekleseler, çağrı merkezleri olsa hem trafiği sıkıştırmazlar hem ekonomik olarak boşa para akmaz.
